Reşit olmayan kızlar ve kabus gibi bir malikâne! Playboy’un kirli tarihi

Reşit olmayan kızlar ve kabus gibi bir malikâne! Playboy'un kirli tarihi

Dünyanın en ünlü erkek dergisi Playboy’un 2017’de hayatını kaybeden kurucusu Hugh Hefner’ın kirli ve karanlık tarihi gün yüzüne çıkmaya başladı.

ABD merkezli ulusal televizyon kanalı A&E’de 24 Ocak’ta yayınlanacak 10 bölümlük “Secrets of Playboy” (Playboy’un Sırları) adlı belgeselin ön gösteriminde, Hefner’in eski kız arkadaşları, çalışanları ve arkadaşlarına yer verilen bir bölüm yayınlandı.

91 yaşında hayatını kaybeden Hefner’ın Los Angeles kentinde bulunan ve Playboy Malikanesi’nde birbirinden aykırı eğlence geceleri düzenlediği iddia ediliyor. Buna göre, Hefner ve arkadaşları perşembe geceleri “çirkin” olarak gördükleri seks işçilerini bir araya getirerek “Domuz Gecesi” adını verdikleri partilerde kadınları aşağıladıkları öne sürüldü.

Hefner’ın 1953’te evinin mutfağında hazırlayarak yayınlamaya başladığı Playboy dergisi 1970’lere gelindiğinde 7 milyondan fazla satıyordu. 

‘BİR VAMPİRDİ; ONLARCA YIL KADINLARIN HAYATINI EMDİ’

Belgeselin ön gösteriminde, bir dönem “Medya öncüsü; hak ve cinsel özgürlük savunucusu” olarak gösterilen Hefner’ın onlarca genç kadını etkisi altına alarak “aşağılayıcı” seks partilerine katılmalarına zorladığı, uyuşturucuya başlattığı ve zoofili ilişkilerine zorladığı söyleniyor. Hefner ile bir dönem birlikte olan eski bir model ve oyuncu Sondra Theodore (65) ise Playboy’un kurucusunu tarif ederken, “…o bir vampirdi. Onlarca yıl kadınların hayatını emdi” ifadesini kullandı.

Belgesele konuşan Theodore, malikanede haftanın beş günü düzenlenen partilere VIP üyesi ünlü isimlerin katıldığını ve “tavşan kız” olarak sunulan genç kadınlara tecavüz ettiklerini söyledi. Theodore özellikle, Hefner ve arkadaşlarının 1970’lerin porno Film yıldızı Linda Lovelace’ı zoofiliye zorlaması ve bir et parçası muamelesi yapması sonrasında yaşadığı şoku anlattı.

61eb9becbf21442928ef710c.png

‘ONU TATMİN ETMEK İMKANSIZDI’

Cinsel taleplerin bir süre sonra nasıl rahatsız edici boyutlara ulaştığını anlatan Theodore eski erkek arkadaşının bazen korkutucu olabildiğini söyledi ve devam etti: “Onu tatmin etmek imkânsızdı. Hep daha fazlasını istiyordu. Haftada en az 5 gece grup seks yapılırdı. Buna dair bir protokolleri vardı.”

Ayrıca, Hefner’ın bir uyuşturucu bağımlısı olduğunu ve kendisini bir tür uyuşturucu kuryesi olarak kullandığını söyleyen Theodore, “Kendimi bir süre sonra bu sirkin müdürü gibi hissettim, her gece aynı şovu yapmak zorunda kalıyordum” ifadesini kullanıyor.

“Aileye hoş geldiniz, sizi kucaklıyoruz” sözlerinin koca bir yalan olduğunu söyleyen Theodore, yeni gelen kadınların tüm sevimliliklerinin ve güzelliklerin gün geçtikçe kaybolduğunu söyledikten sonra: “Biz onun için bir hiçtik…”

‘UYUŞTURUCU ETKİSİ ALTINDAKİ KADINLARA İSTEDİKLERİNİ YAPIYORLARDI’

Playboy mâlikanesindeki yoğun uyuşturucu kullanımına ilişkin açıklamalarını sürdüren Theodore, ağır uyuşturucuların yanı sıra 1970’lerde ve 1980’lerde yaygın biçimde kullanılan reçeteli güçlü sakinleştiricilerin malikânedeki yaşamın önemli bir parçası olduğunu dile getirdi.

1980’lerin sonlarında Hefner’in yönetici asistanlığını yapan Lisa Loving Barrett, başta Bill Cosby olmak üzere Hefner ve arkadaşlarının, sakinleştiriciyi kadınlara istediklerini yapmak için kullandığını söyledi ve şunları ekledi: “Bazı arkadaşlarımız dayanamadı ve aşırı doz alarak intihar etti.”

Barrett ayrıca kokain başta olmak üzere uyuşturucu maddelerin “evin demirbaşı” olduğunu ve süslü bir tuvalette uyuşturucu yığını bulunduğunu da ekledi.

SEKS İŞÇİSİ KADINLAR ‘DOMUZ’A BENZETİLİYORDU

1978 ile 1981 yılları arasında Playboy Malikanesi’nin çalışanlarından olan Stefan Tetenbaum’a göre uyuşturucular, her perşembe gerçekleşen korkunç ‘Domuz Geceleri’ndeki aşırılığın daha da körüklenmesi için kullanılıyordu.

Tetenbaum, her perşembe gecesi ünlü isimlerin bulunduğu VIP üyelerinin mâlikaneye geldiğini Sunset Bulvarı seks işçilerinden oluşturulan grubu beklediklerini söylüyor. Hefner’ın bu kadınları “domuz”a benzettiğini ancak partinin adına rağmen VIP üyelerin seks işçilerine “domuz” denmesini kesinlikle yasakladığını söyleyen Tetenbaum, “Malikaneye gelen kadınların partinin adından da haberleri yoktu” açıklamasını yapıyor.

Malikaneye getirilen seks işçilerinin öncelikle muayeneden geçirildiğini herhangi bir hastalık veya enfeksiyon taşıyıp taşımadıklarını anlamak için kan tahlilleri yapıldığını söyleyen Tetenbaum, testlerden geçenlerin geceye dahil edildiğini ekledi.

MEDYAYI KONTROLÜ ALTINA ALDI 

Aşırılıklarla çevrili bir dünyada Hefner’ın tüm mâlikaneyi kameralar ve mikrofonlarla çevrelediğini belirten Theodore, Hefner’in gazetecileri Playboy mâlikanesine “özellikle” davet ettiğini, böylece onları kaydedebileceğini söyledi.

Hafner’ın basında kendisine karşı olumsuz bir Haber yayımlanmaması için böyle bir yol izlediğini söyleyen Theodore, “Eve davet edilen bu misafirler, içinde bulundukları ortamdan dolayı bir süre sonra pişman oluyordu. Fakat, Hafner’ın elinde belgeler olduğu için onun hakkında olumsuz bir haber yayımlamaktan geri duruyorlardı” dedi.

‘YAKINLAŞMAK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİĞİNDE İÇERİDE BABAMIN SESİNİ DUYDUM’

Playboy malikanesinde hayatı cehenneme dönen bir diğer isim ise Jennifer Saginor. Hafner’ın 40 yıllık özel doktorunun kızı olan Saginor, 11 yaşından itibaren Los Angeles’taki Playboy malikanesinde zaman geçirmeye başlamış. O döneme ilişkin anılarını anlatan Saginor, Hefner’ın kendisini kızı olarak gördüğünü fakat, 17 yaşına geldiğinde her şeyin değişmeye başladığını söylüyor.

“Beni bir gün odasına çağırdı ve âşık olduğunu söylediği bir kadın da oradaydı. Üçümüzün eğlenebileceğimizi söylüyordu” diyen Saginor o dönem yaşadıklarını şu şekilde anlatıyor: “Beni ikna etmeye çalışırken aniden koridorda babamın sesini duydum ve aniden gerildim. Bana ‘burada hepimiz bir aileyiz’ dedi.”

Bu olayın ardından, Hefner’ın sevgilisi olarak tanıştırdığı ‘Kendall’ın göz yaşları içinde banyoya gittiğini söyleyen Saginor, Hefner’ın kendisine yaşanan bu olay hakkında kimseyele konuşmamasını istediğini söyledi.

61eb9bf7bf21442928ef710e.png

‘BİR DAHA ASLA ONU KÖPEĞİMLE YALNIZ BIRAKMADIM’

“Kendimi aileden görüyordum. Bu nedenle yakın çevreme bir sadakat besliyordum” diyen Saginor, sadakatsiz olarak görülmesi durumunda başına geleceklerden dolayı korku yaşadığını da söylüyor.

Belgeselde, Hefner’ın cinsel tercihlerinde sapkınlık boyutlarına ulaşan durumlar gözlemlediğini söyleyen Hefner’ın eski kız arkadaşı Theodore, “Bir kez içeri girdiğimde köpeğimle baş başaydı. Ne yaptığını sorduğumda, bana köpeklerin de ihtiyaçları olduğunu söyledi. Hemen durmasını söyledim ve bir daha asla onu köpeğimle yalnız bırakmadım” dedi.

1970’lerde açılmaya başlanan Playboy kulüpleri “seçkin” VIP üyeleri tarafından her şekilde kullanılabileceği mekânlar haline geldi.

KADINLARA YAPILAN İŞKENCENİN VE TECAVÜZÜN CEZASI YOKTU!

Aslında Playboy Malikanesinde yaşananlar sır değildi. Herkes bu göz boyayan dünyanın ardında kirli ve yozlaşmış ilişkilerin olduğunu biliyordu. Hefner’ın kurduğu yaşantının iç yüzü ilk kez 1985’te Russell Miller tarafından kaleme alınan bir kitapta ele alındı.

Miller, Hefner’in sefil eylemlerini, kadınlara yönelik tutumlarını tüm açıklığıyla okuyucusuna anlatmıştı. Playboy kulüplerinin kadınların “seçkin” VIP üyeleri tarafından her şekilde kullanılabileceği mekânlar haline geldiğini söyleyen Miller, cezasızlık nedeniyle bu durumun bir anlamda teşvik edildiğini açıklıyordu.

Tüm kulüplerde yerel polisler de dâhil, utanç verici olayları örtbas eden temizlik ekipleri vardı diyen Miller’ın iddiaları belgesele de konu oldu.

Belgeselde, polis kayıtlarına dahi geçmeyen korkunç olayların olduğu ortaya çıktı. 1970’lerde yaşanan olayda, ABD’nin ünlü televizyon yapımcısı Don Cornelius’un Playboy kulüplerinde işe başlayan 20 ve 21 yaşlarındaki iki kız kardeşi kendi evine götürdüğü, farklı odalara kilitlediği iki kardeşe üç gün boyunca işkence edip defalarca tecavüz ettiği ortaya çıktı. Durumu öğrenen Hefner, kızları kurtardı ama olayın hiçbir zaman polise bildirilmediği ortaya çıktı. Don Cornelius ise hiçbir şey olmamış gibi kulübün devamlı müşterisi olmaya devam etmiş.

Hugh Hefner, 1969’a damgasını vuran akli dengesi bozuk seri katil Charles Manson’ın kurduğu tarikatın etkisi altında kalan bir isimdi. 

ROL MODELİ AKLİ DENGESİ BOZUK BİR SERİ KATİLDİ

Theodore’a göre, 1969’a damgasını vuran akli dengesi bozuk seri katil Charles Manson vakası, Hafner’ı fazlasıyla etkilemiş. Özellikle Hafner, Manson’ın kurduğu cemaatte kadınlara verdiği rolü, koşulsuz sadakati ve suç işlemeye varan biat kültürünü yakından takip etmiş. Bu konuya ilişkin açıklama yapan Sondra Theodore, “1970’lerde Hafner, Charles Manson’dan gerçekten büyülenmişti ve adeta ona takıntılıydı” ifadesini kullandı.

Theodore ayrıca şunları söyledi: “Bunun hakkında onunla yeterince konuşmadım ama ‘Nasıl oluyor da bu adam, kaç yıldır hapiste olmasına rağmen kadınlar hala ona tapabiliyor? Nasıl oluyor da onu ölene kadar sevebiliyorlar?’ dediğini hatırlıyorum. Hafner’ın bundan hoşlandığını hatırlıyorum.”

Eski bir Playboy fotoğrafçısı olan John Sylbert ise Hefner’ın Manson tarikatının videolarına sahip olduğu söyledi. Theodore, Hefner’in zorlayıcı kontrolü biçiminin çok fazla benzerlik taşıdığını söyledi ve devam etti: “Kadınların onu takip etme şekli ve ‘hepimiz mutlu bir aileyiz’ lafları Manson’un sözlerini andırıyor.”

61eb9c09bf21442928ef7110.png

KADIN HAREKETİNİN HEDEFİNDEYDİ

Hefner, kendi 600 doları ve annesinden aldığı 1000 dolarla 1953’te evinin mutfağında hazırlayarak yayınlamaya başladığı Playboy dergisinin ilk sayısını çıkardığında henüz 27 yaşındaydı. Marilyn Monroe’nun yer aldığı ilk sayıdan itibaren kendisinden sıklıkla söz ettiren dergi, 1970’lere gelindiğinde 7 milyondan fazla satıyordu. Hefner, kelimenin tam anlamıyla Amerikan eğlence kültürünü belirleyen ve yön veren bir figür haline gelmişti.

Soğuk savaş döneminin yarattığı baskı ortamda kendisini hak ve cinsel özgürlük savunucusu olarak gösteren Hefner’e ilk tepki feminist hareketten gelmiş, Playboy dergisinin ve hızla sayıları artan Playboy kulüplerinin kadınları nesneleştiren girişimler olduğu söylenmiş ve tepki verilmişti.

ABD’de başlayan kadın hareketi MeToo ile eski Playboy yıldızları da yaşadıklarını birer birer ifşa etmeye başlamışlardı. Bu döneme ilişkin konuşan Playmate eski direktörü Miki Garcia ise şunları söyledi: “Yeni gelen kadınlara bu ailenin bir parçası olduğu söyleniyordu ve buna inandırılıyorlardı. Hefner, gerçekten bu kadınların sahibi olduğuna inanıyordu.”

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.